MARKALAR
 
EN ÇOK SATILANLAR
 
KAMPANYALI
 

Altın Bulma Teknikleri

Untitled Document

ALTIN ZERRELİ KUM JEOLOJİ

Altın yol üzerinde ana su akışından uzak olan her yer, altın numunesi almak için uygun bir yerdir.

 

 

Sözlüğe göre, “Altın zerreli kum”un anlamı “Nehir yatağında, altın veya başka bir değerli mineralin taneciklerini içeren bir kum veya iri kum depoziti”. Aynı sözlükte yer alan “Jeoloji” kelimesi “Bir yerde veya bir bölgedeki yerküre kabuğu özellikleri, belirli bir bölgenin kaya veya kaya formasynları”. Bu iki tabiri yan yana getirirek, bir nehir yatağının içersinde bulunan altın ve diğer değerli minerallerin depozit oluşumunun doğası ve özellikleri anlamına gelen “altın zerreli kum jeolojisi” tabirini elde ediyoruz.

Altının bulunduğu yerlerde birikmesine neden olan ana neden, nehir yatağına sürüklenen diğer materyallere göre daha ağır olmasıdır. Daha ağır olması derken; bir altın parçası kendi kapladığı yer ve hacim kadar yer kaplayan diğer materyallerin çoğundan daha ağır olacağını söylemek istiyorum. Örneğin, büyük bir kaya parçası 15 gramlık bir altın külçesinden daha ağır olacaktır ancak, altın külçesiyle aynı yeri ve hacmi kaplayan bir kaya parçası keserseniz, altın külçesi o kaya parçasının altı katı kadar ağırlığında olacaktır. Altın orijinal maden damarından aşındıkça yerçekimi, rüzgar, su ve diğer doğa güçleri onu sonunda bir nehir yatağına varana kadar aşağı doğru ve uzağa doğru hareket ettirebilir. 


Altın doğal maden damarından aşınır ve aktif bir suyolu içersine itilir.

Maden arayıcısının bilmesi gereken birçok çeşit altın depoziti bulunmaktadır çünkü bunların hepsi ayrı bir özelliğe sahiptir ve farklı şekillerde ilgilenilmesini gerekitir.

Aşağıdaki gibidir:
KALINTI DEPOZİTİ: Bir "kalıntı depoziti" kimyasal ve fiziksel yıpranma nedeniyle maden damarının dış kısmından kopan ancak, maden damarının bulunduğu bölgeden, suyun etkisiyle de birlikte, hareket etmeyen parçalardır. Bir kalıntı depoziti, kaynaklandığı maden damarının olduğu bölgede bulunur. 
ELÜVİYAL DEPOZİT: Bir "elüviyal depozit" maden damarından aşınan ancak doğanın etkisiyle uzaklara giden fakat yine de nehir yatağına sürüklenmeyen altın parçalarıdır. Elüviyal depozitlerin parçacıkları genellikle orijinal maden damarının bulunduğu yamacın aşağısına doğru ince bir tabaka halinde serilidir. Doğanın çeşitli güçleri genellikle bu elüviyal depozite ait parçalarının maden damarı depozitinden daha da uzaklara sürüklenmesiyle beraber yayılmasına neden olmaktadır. Elüviyal depozitlerin tane parçaları genellikle “yüzen parça” olarak bilinmektedir.

Elüviyal depozit, henüz akan bir su tarafından bir yere çökelleşmeyen ancak maden damarından uzaklaşan altın parçalarını içermektedir.

TERAS DEPOZİTİ: Altın bir su yatağına vardığında, akan suyun etkileri nedeniyle bazı genel hallerde çökelleşmektedir. Bu makalenin geri kalanının çoğu bu şekilleri anlatacaktır. Uzun bir süre boyunca, bir su akıntısı toprağın daha derinine girmektedir. Bu, eski su yatığın bazı kısımlarının yüksekte ve kuru kalmasına neden olmaktadır. Mevcut su yataklarının üst taraflarında kalan eski su yatakları teras olarak adlandırılmaktadır. Eski ve yüksekte kalan altın ve diğer değerli mineral birikintilerine “teras depozitleri” denilmektedir. 
Bir elüviyal depozit eski bir su yatağın (terasın) üzerine düşecek şekilde sürüklenebilir ancak, su akıntısının içersine sürüklenene kadar elüviyal depozit kalmaya devam edecektir. Bir teras altın zerreli kum depoziti, su yatağın bu kısmına yüksekte ve kuru kalmasından önce sürüklenen altın depozitlerini içermektedir. 
Mevcut suyollarının yanında birçok teras bulunmaktadır ve bunlar aslında mevcut suyolunun çok uzun zaman önce aktığı kalıntılardır. 
Bazı kuru su yatakları (teraslar) mevcut suyollarından uzakta konumlanmıştır. Bunlar bazen, mevcut suyolunun oluşmasından önceki antik nehirlere ait kalıntılarıdır. Bu antik su terasları bazen dağların tepelerinde, çöllerin ortasında veya bazen de bugüne ait bazı dere ve nehirlerin yakınında bulunabilmektedir. Antik su yatakları, nerede olursa olsun, zengin altın depozitleri içerebilmektedir. 
Bugün yapılmakta olan birçok yüzey altın zerreli kum maden arama operasyonları, faaliyetlerini teras depozitlerine doğru yöneltmektedir. Bunun nedeni, eski bir su yatağın var olmasının o bölgede daha önce maden araması yapılmadığına kanıt olmasıdır. Bir zamanlar oraya depozitlenmiş olan altın hala yerinde olacaktır.

NEHİRLERDE ALTIN ZERRELİ KUM: Suyun bir su akıntısına girmesi ardından neler olduğunu tartışabilmek için ilk önce “ana kaya” ve “tortullar” tabirlerini anlamak gerekir. Milyonlarca yıl önce, yerküresinin dış çemberi soğuduğunda “ana kaya” denilen sert bir yüzeye dönüştü (maden damlarından söz ederken “civar kayaç”). Dünya’nın dış ana kaya (civar kayaç) dışında yer alan tüm gevşek toprak, taş, kum, çakıl ve kayalara “tortullar” denmektedir. Bazı bölgelerde, bu tortullar yüzlerce metre derinlikte yatmaktadır. Diğer bölgelerde ise, özellikle dağlık alanlarda ve deniz kenarlarında, dünyanın dış kabuğu (civar kayaç) tamamen açık durumdadır. Bu civar kayaç, bir dağ yamacının üzerinde yolu düzleştirmek ve belirli bir seviyeye getirmek için açılan yarıklardan da görebiliriz. Nehir yatakları taşlardan, kumdan, çakıldan, kilden ve kayalardan (tortullar) oluşmaktadır ve her zaman civar kayaç oluşumunun üzerinde oluşmaktadır (ancak daha sonra volkanik faaliyetler ile üzerleri örtülebilir). Ana kaya ve civar kayaç aynı şeydir. 


Nehir yatakları, ana kayanın üzerinde bulunan tortullardan oluşmaktadır.



Bedrock (Ana kaya)

Dağlık bir alanda gerçekleşen büyük bir fırtına, bölgede bulunan nehirlerin ve derelerin daha hızlı ve derin akmasına neden olacaktır. Bu fazla su hacmi, bu suyollarının altında yatan nehir yataklarının üzerinden akan kuvvet ve çalkantı miktarını attırmaktadır. Bazen, çok büyük bir fırtına esnasında, suyun arttırılmış gücü nehir yatağının tümünü altında yatan ana kaya oluşumunun üzerinden sürükleyecek kadar güçlüdür. Nehir yatağının zamanla yer kürenin daha da derinine inmesine neden olan faaliyet budur. Böylesi büyük bir fırtına aynı zamanda oldukça fazla miktarda altını nehir yataklarına sürükleyebilir; burada farklı materyaller ile karışırlar. Büyük fırtına esnasında nehrin aşağısına doğru sürüklenen diğer materyallerden daha ağır olan altın, hızlı bir şekilde bu materyallerin dibine çöker. Bunun nedeni, altının diğer nehir yatağı materyallerine kıyasla çok daha fazla özgül ağırlığa sahip olmasıdır; böylece onlara karşı aşağı doğru inen bir kuvvet uygular. Nehir yatağı, fırtına nedeniyle ileri gelen muazzam akıntıyla titreşirken ve savrulurken altın, ana kaya gibi onun daha fazla inmesine engel olan bir yüzeye denk gelene dek diğer materyallerden geçip gidecektir. 

Gold is Heavy (Altın ağırdır) 

Daha küçük parçaların bir istisna olmasıyla beraber, altını hareket ettirmek çok fazla kuvvet gerektirir. Altın, normalde bir nehir yatağını oluşturan diğer ortalama materyallerin yaklaşık olarak 6 katı daha ağırdır; yani diğer nehir yatağı materyallerine kıyasla, altını ana kayaya doğru indirmek çok daha fazla kuvvet gerekmektedir. 
Bu nedenle, nehir yatağının bir kısmını uzaklara sürüklemek için nehrin bir bölümünde yeteri kadar kuvvete sahip olmak mümkündür ancak, ana kayanın üzerinde yatan altını hareket ettirmeye yetecek kadar kuvvet olmayabilir bu. 
Altını bir nehir yatağının dibinde sürüklemeye yetecek kadar kuvvet olduğunda, o altın daha sonra kuvvetin fırtına esnasında yavaşladığı herhangi yeni bir yerde birikebilir. 
Nehir yatağının dibinde bulunan ana kaya farklılıkları, altının nereye hapsolacağını belirleyen büyük bir etmendir. Ana kayanın yüzeyinde bulunan bir yarık veya girinti, bir ana kaya altın tuzağının iyi bir örneğidir.


Nehir yatakları, ana kayanın üzerinde yatan tortullardan oluşmaktadır.

Birçok ana kaya altın tuzağı, suyun ana kuvvetinin altını hareket ettirecek kadar kuvvetli olması durumunda, bu tuzaklarda bulunan daha hafif nehir yatağı materyallerden arındıracak şekilde konumlanmıştır. Bu altının düşeceği ve ana kaya üzerinden geçen su kuvvetinden ve materyallerden korunacak bir yarık oluşturmaktadır. Altın, bir çalkantı gelip onu delikten çıkararak tekrar ana su kuvvetine kadana dek orada kalacaktır ki bir başka delik içersinde hapsolsun ve böylece devam eder. 

Bedrock Gold Traps  (Ana kaya Altın Tuzakları)
Bazı ana kaya türleri çok girintili çıkıntılı ve düzensizdir; bu yüzeyinde birçok altın tuzağı oluşmasına olanak sağlamaktadır.


Bazı ana kaya türleri çok girintili çıkıntılı ve düzensizdir; bu yüzeyinde birçok altın tuzağı oluşmasına olanak sağlamaktadır

Bir yarığın ne kadar iyi altın hapsedebileceği, çoğunlukla bu yarığın şekline ve suyun bir fırtına esnasındaki akış yönüne dayanmaktadır. Su yatağın içersinde yatay bir şekilde uzanan yarıklar çok etkili altın tuzağı olabilmektedir çünkü suyun kuvveti, yarığın üst kısmına diğer materyallerin girmesine engel olmaya yeterken şekli ve derinliği altının sürüklenip gitmesine veya içeri girdiğinde de çalkalanıp çıkmasına mani olur. 
Nehir akıntısı boyunca veya nehir yatağı üzerinden çapraz bir şekilde uzanan yarıklar iyi veya kötü tuzaklar olabilmektedir; bu yarığın şekline ve de her bir ayrı durumu kapsayan koşullara göre değişmektedir. Çoğunlukla, uzunlamasına uzan bir yarığın içersine su girebilir ve bu da altının içinde hapsolmasına engel olabilir. Ancak, bu genellikle ana kaya yüzeyinin özelliklerine dayanmaktadır ve hepsine değinemeyeceğimiz kadar çok başka etken de olabilir; mesela, bu boyunca uzanan yarığın içerisine hapsolan büyük bir kaya bu yarığı boylu boyuna kocaman bir altın tuzağı haline getirebilir. Dikine uzanan yarıklar hakkında daha fazla bir şey söylemeye gerçekten gerek yoktur. Çünkü böyle bir yarığın civarında maden arıyorsanız ve bir tanesine rastlarsanız, içinde ne olduğunu görmek için zaten bu yarığı temizleyeceksiniz.

Bir nehir yatağına ait ana kaya oluşumunun üzerinde bulunan çukurların da çok iyi altın hapsetme eğilimleri vardır. Bu çukurlar genellikle ana kaya yüzeyinin bozulduğu ve bazı parçaların diğerlerine kıyasla daha hızlı parçalandığı yerlerde meydana gelmektedir; bu altının içerisine girip ve daha sonra ana su akımından korunabileceği çukurlar bırakmaktadır. 
Nehir yatağından dışarıya doğru yükselen ana kaya setleri (sert tipte ana kayanın yukarıya doğru çıkıntıları) çok farklı şekillerde muhteşem altın tuzağı oluşturabilirler; bu setin yönüne göre değişmektedir. Örneğin, set nehir yatağından yukarıya doğru çıkıntı yaparsa ve nehir aşağısına doğru eğilimliyse, altın genellikle ana akıştan korunabileceği setin arka tarafına, nehrin aşağısına doğru birikmektedir. Nehrin yukarısına doğru eğimli olan bir set, hemen önünde bulunan küçük bir cep içersinde altın tutma olasılığı daha yüksektir. 
Bir nehir yatağın ana kaya yüzeyinde bulunan kılcal çatlaklar genellikle şaşırtacak derecede altın içermektedir. Bazen, içersinde bulunduğu çatlağa göre çok büyük görünen altın parçaları çıkarabilirsiniz, bu da sizin onun oraya nasıl girdiğini merakı içersinde bırakabilir. Arada sırada, güzel bir altın kesesi tutacak bir yerde bir kılcal çatlak açılır.


Kılcal çatlaklar çok fazla altın içerebilmektedir ve bazen küçük keseler halinde açılabilmektedir.

Bir ana kayanın pürüzsüzlüğü, belirli düzensizliklerin nasıl altın hapsedebileceğine işaret eder. Bazı ana kaya türleri, granit mesela, oldukça serttir ve genellikle daha çok pürüzsüz ve cilalı bir yüzeye dönüşme ihtimalleri vardır. Bu tarz cilalı ana kaya yüzeyleri, kaba ana kaya yüzeyleri kadar iyi altın hapsetmemektedir genelde. Bunun yanı sıra, büyük ve derin “kaynama çukurlar” (çok fazla miktarda su çalkantısı ile ana kayaya açılmış olan delikler) içeren cilalı ana kayalar, genellikle fırtınalar esnasında oraya saklanamayacak kadar sert su akıntısı olduğuna işaret eder. Genellikle hem büyük hem de küçük bozukluklar içeren kaba tipte ana kayalar, birçok karlı altın zerreli kum depozitlerin bulunabileceği bir yüzeye sahiptir. Bu tipteki ana kayalar hem çok sert olabilir hem de bu kabalığını koruyabilir veya yarı bozulmuş olabilir. Her iki şekilde altını çok güzel hapsedebilir. 

Kaba ana kaya yüzeyleri genelde altını çok güzel hapsedebilmektedir.

Yani, altının varabileceği ve kaya bozukluklarının suyun gücünü yavaşlatabildiği her kaba ana kayanın bulunduğu her yer altın bulmanın olası olduğu bir yerdir. Bir nehir yatağında bulunan engeller aynı zamanda suyun yavaşlamasına da neden olup bir altın depozitin oluşumuna yol açabilmektedir; bu bazen engelin önünde ve bazen de arkasında meydana gelir. Dere ve nehrin içine çıkıntı olarak yüzeye gelen ana kaya oluşumları bir tarafıyla çeşitli şekillerde altın hapsedebilmektedir; bu çıkıntının çekline ve hangi tarafa doğru çıktığına bağlı olarak değişmektedir. Nehrin yukarısına doğru oluşan bir çıkıntı, suda bir sakinleşme olduğu çıkıntının ön kısmında altının birikmesine neden olabilir. Altın depozitleri, nehrin aşağısına doğru çıkıntı yaptığında bu çıkıntının alt tarafında bulunma olasılığı daha yüksektir çünkü bu tarafta nehrin akıntısı azalmaktadır.

DAHA BÜYÜK ALTIN TUZAKLARI: PİYANGO BÖLGELERİ

Bir nehir veya dere içerisinde, altının en sık rastlandığı yerlerden birisi ana kayalarının birden kesilip havuz oluşturduğu bölgelerdir. Belirli bir hacimdeki suyun birden daha büyük bir hacimdeki suya aktığı her yer, su akıntısının yavaşlayabileceği bölgelerdir. Büyük bir fırtına esnasında suyun bir nehir yatağı içersinde yavaşladığı yerler, altınların birikmesi için iyi yerlerdir. Bu nedenle, suyun birden daha derin bir alana aktığı yerlerde daha büyük altın birikintileri bulmak çok ender rastlanılan bir durum değildir.


Bu nedenle, suyun birden daha derin bir alana aktığı yerlerde daha büyük altın birikintileri bulmak için muhtemel bir yerdir.

Böyle ani düşüşlerin en büyük örneği şelalelerdir ve bazen diplerinde büyük altın birikintileri barındırabilirler – ancak her zaman değil. Bazen su bu şelalelerin çukurlarına hızlıca akarlar ki burada bulunan altınlar ya su içinde kalkar veya çalkantı nedeniyle çıkar. Suyolu içersinde bulunan daha küçük su düşüşleri için de geçerlidir bu. 
Öte yandan, bazen bu şelalelerin altında büyük kayalar hapsolur ve altının kalkmasını veya çalkantı nedeniyle çıkmasını önler. Bu durumda bu çukurlar piyango gibi olabilmektedir. 
Bazı şelalelerde (ya da düşüşün daha az olduğu yerlerde) çalkantı nedeniyle kalkan altınlar hemen çukurun dışına düşer, burada su hızlanmak için yeterince mesafe kat edememiştir – en azından oraya vardığında altının çoğunu götürecek kadar değil. 
Şelaleler, bu tarz altın tuzaklarının altını suyun altına biriktirmesi nedeniyle emici tarayıcının bölgesidir. Ancak, durum her zaman böyle değildir. Bazen, yıl içersinde su akışının yavaş olduğu bölgelerde, şelalelerin altında bulunan alanlar açığa çıkabilmektedir. Burada, altının çoğunun bulunacağı ana kayaya ulaşmak için çok az nehir yatağı tortulu bulunabilir. Şelalenin, veya su yolu üzerinde bulunan başka ani düşüşlerin, altında altın olup olmadığını belirlemenin en güvenir yolu bir numune alıp öğrenmektir. Bu genelde oldukça kolaydır (büyük kayalara rastlamadığınız sürece) çünkü alanda su çalkantısı olduysa ve altınlar çıktıysa genellikle ana kaya görünmektedir veya üzerinde hafif bir kum veya çakıl tabakası bulunmaktadır. Yine de, bu her durumda böyle olmayabilir. Her şelalenin kendine ait koşulları bulunmaktadır. 
Kıyasla daha büyük altın depozitlerin bulunabileceği başka bir yer ise, suyun yokuş aşağı veya oldukça eğimli aktığı sonra birden düzleştiği yerlerdir. Nehir yatağının düzleştiği yerin olduğu yerde fırtına sonrası su akışı yavaşlar. Burada bir altın yoğunluğu bulmanız ihtimali daha yüksektir. Böylesi yerler büyük altın depozitleri (piyango) ile bilinmektedirler.


Bir nehir yatağı eğiliminin azaldığı yerin hemen sonrası genellikle iyi miktarda altın içermektedir.

Nehir yatağında bulan ve altının hızlı bir su akşınından kurtulmasına neden olabilen bir başka engel ise kayalardır. Kayalar şu yönden altına benzer; ne kadar büyük olursa, hareket etmesi için o kadar fazla su kuvveti gerekir. Bir fırtına esnasında su bazen büyük miktarda nehir yatağı materyalleri ve altını nehir aşağı sürükleyecek kadar hızlanabilmektedir. Bu gerçekleştiğinde, bu kuvvet büyük kayaları hareket ettirecek kadar hızlı olmayabilir. Büyük bir fırtına esnasında yanından çok akıntılı su ve materyal geçerken nehirde sabit duran büyük bir kaya, suyun akışını kayanın hemen önünde, altında ve arkasında bir yerde yavaşlatmaktadır. Durum böyle olunca, fırtına kayanın yanına altın sürükleyecek olursa eğer altının bir kısmı, fırtına esnasında akımın biraz yavaşladığı yere birikebilmektedir.


Nehir içerisinde durmakta olan bir kaya, su kuvvetini yavaşlattığı alan içerisinde altın hapsedebilir.

Kayalar hakkında bilmeniz gereken bir şey ise etraflarında her zaman altın bulundurmamalarıdır. Bir kayanın etrafında altın olup olmaması, büyük derecede kayanın altının daha önceki fırtınalar esnasında üzerinden geçtiği su yolu üzerinde doğrudan olup olmaması ile ilgilidir. 

ALTININ TAKİP ETTİĞİ YOL

Altın, ağırlığından dolayı, nehir yatağı üzerinde en az direnci bulunan yol üzerinden gitmektedir genelde. Bu çoğunlukla, nehirde bulunan iki büyük kıvrım arasındaki en kısa yol gibi görünmektedir.


Altın, nehir veya derenin yönündeki büyük değişikler ararsında en kısa yolu tercih etmektedir genelde.

Altının döndüğü her yolun, nehrin her kıvrımında eğiminin içerisine doğru gittiğini unutmayın. Bu altının bir nehir yatağında her zaman takip ettiği yol olmasa da, konu kıvrım olduğunda altının çoğunluğunun bu kıvrımların iç tarafına doğru bulunduğu doğrudur. Buna kıyasla, çok az miktarı dış tarafına doğru bulunmaktadır. Merkezkaç kuvveti, kıvrımın dış tarafında çok daha fazla kuvvetin akmasına neden olmaktadır. Bu iç tarafında daha az kuvvetin oluşmasına neden olmaktadır ve altının buraya düşmesini sağlamaktadır. 
Bir maden arayıcısı olarak, altının çoğu koşul altında nehrin veya derenin kıvrımlarındaki en kısa mesafe arasında geçiş yaptığını ve kıvrımların iç tarafına düşme eğilimi gösterdiğini anlamanız çok önemli. Maden ararken, en iyi şansınız numune faaliyetlerinizi altının suyolu içersinde, nehir aşağısına doğru akması en muhtemel yollara yönlendirmeniz olacaktır. Bu, altının aşırı su olduğu dönemlerde nehir aşağı akarken ana kayadaki değişikliklerin ve çeşitli engellerin altının izlediği yolu değiştirmekte ve yönlendirmekte ne gibi etkiler sergilediğini anlamayı gerektiriyor. Örneğin, kaya çevresinde ve arkasında altın yoğunlukları için numune alıyorsanız, altının alması en muhtemel yol üzerinde yatan kayaların etrafına bakarak başlamakla daha iyi edersiniz. Bu, nerede olduğuna bakmaksızın nehir içersindeki kayalardan rastgele numune almaktan daha verimli olacaktır. 

NEHİR YATAĞININ GENİŞLEDİĞİ BÖLGELER

Nehir veya dere içerisinde daha büyük oranlarda altının (piyango) bulunabileceği yerler nehrin bir bölge boyunca dar bir şekilde veya belirli bir genel genişlikte aktığı ve birden genişlediği alanlardır. Nehir yatağının genişlediği yerlerde, suyun akışı genellikle yavaşlamaktadır çünkü nehir yatağı, özellikle yüksek suyun olduğu zamanlarda, daha fazla hacimde suyun akmasını sağlamaktadır. Suyun yavaşladığı yerler, altının düşmesi için olası yerlerdir.


Nehir yatağında, suyun akışını yavaşlatacak kadar birden genişlediği yerlerde altın bulma olasılığı daha yüksektir.

Suyun kuvvetinin birden düştüğü yerlerde bazı kayaların da düşeceğini fark edebilirsiniz. Kayalar, taşımak için çok güç gerektirmesi açısından altınla benzerlik göstermektedir. Kuvvetin azaldığı yerde kaya düşer. Bu nedenle, kayalar genelde daha büyük oranlarda altının bulunduğu yerlerde bulunmaktadırlar. Ancak, altın her zaman kayaların bulunduğu yerlerde bulunmayabilir. Bunun nedeni, suyolunda çok fazla kayanın olması ve çoğunun altının devamlı olarak takip edeceği yolu takip etmemesinden kaynaklanmaktadır. Yine de, altının suyolu üzerinde takip ettiği yol üzerinde bulunan kayaların düştüğü yerleri numune alma yerleri olarak belirlemek iyi bir fikirdir.

ANTİK NEHİRLER

Üçüncü jeolojik zaman döneminin sonlarına doğru, yaklaşık iki milyon yıl kadar önce, Batı Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan dağ sistemleri çok büyük derecede faylanma ve bükülme geçirdi; dağları bugünküne benzer bir hale dönüştürdü. Aynı dönemde, genel olarak batı istikametine yönelik olan nehir, dere ve çaylardan oluşan mevcut drenaj sistemi meydana gelmiştir. 
Ondan önce, genel olarak güneye doğru akan çok farklı bir nehir sistemi bulunmaktaydı. Bunlar, Üçüncü jeolojik zaman dönemi boyunca akan eski nehir yataklarıydı; bu nedenle bunlara “üçüncü kanallar” veya “antik nehirler” denilmektedir. Bu antik nehirler, çok fazla miktarda erozyonun meydana geldiği milyonlarca yıl boyunca aktı ve açığa çıkan zengin maden damarlarından gelen büyük miktarlarda altını nehirlere sürükledi. 
Bu dönemin sonlarına doğru meydana gelen ve dağları değiştirip mevcut drenaj sistemlerini oluşturan büyük değişiklikler, antik nehirlere ait bazı kısımları dağınık bir şekilde geride bıraktı. Bazı kısımlar mevcut dağların üzerinde yer almaktadır. Bazıları ise çöl alanların ortasında bırakılmıştır. Ve bazı kısımlar da mevcut drenaj sisteminin yakınında veya üzerinde bırakılmıştır. Bazı jeologlar, günümüzün nehir sistemlerinde bulunan altınların yakın zamanda altın depozitlerinden aşınmış olan altınlar olmadığını, mevut nehir sistemlerinin üzerinden geçtiği antik nehir yataklarından aşınan depozitler olduğunu tartışmıştır. 
Keşfedilen ve kazılan antik kanalların çoğunlukla altın depozit yönünde zengin olduğu gösterilmiştir. Dahası, günümüzün nehir sistemleri içersinde bulunan en zengin piyangoların bazıları, antik nehir yatağı çakılları üzerinden geçtiği yerlerin aşağısında bulunmuştur. Günümüz nehir sistemleri arasında altın yönünden zengin olduğu gösterilen nehir sistemleri, birkaç milyon yıllık erozyonun kanalın ve altının bazı kısmını mevcut su yataklarına aşınmasına neden olan eski kanalların yakınlarında bulunmuştur. 
Antik kanallar (teraslar) zengin alt katmanları yönünden tanınmaktadır. Bu katman bazen koyu bir mavi renktir; ve karşılaştığınızda, bu koyu mavi renk antik çakılın varlığına işaret eden en kesin belirtilerdendir. Eskiden, bu antik çakılların alt katmanına “mavi ipucu” deniliyordu, muhtemelen bu yolu batıya doğru nereye giderse takip ettikleri içindir. Antik mavi çakıl kazılıp atmosfere maruz kaldığında genellikle oksitlenir pas tonlarında bir kızılımsı kahverengiye dönüşür. Çok sert ve sıkıştırılmış olabilirler ancak, her zaman böyle değillerdir.
Bir nehir yatağın dibinde mavi çakılla karşılaşmak her durumda bir antik kanala rastladığınız manasına gelmemektedir. Fakat geldiği yerle ilgili olarak piyangoyla ilişkin biraz antik çakıl bulmuş olma ihtimaliniz bulunmaktadır (buraya başka yerden taşınmış olabilir). 
Günümüzün nehirleri ve dereleri kenarlarında bulunan ve bazen oldukça uzağında olan ve genel olarak aynı yöne doğru bakan yüksek terasların çoğu Üçüncü kanallar değildir. Onlar, daha yüksek olasılıkla, mevcut nehir veya dereye ait önceki kalıntılardır. Jeologlar bu eski nehir yataklarını “Pleistosen kanalları” olarak adlandırmaktadır. Bu kanallar 10.000 ile yarım milyon yıl öncesinde oluşmuş ve akmışlardır – bu Buzul Çağ olarak bilinen dördüncü dönemin başlarıydı. Mevcut nehirlerin ve derelerin kenarlarında bulunan bazı yüksek teraslar Pleistosen döneminden sonra oluşmuştur. “Son dönem”de (şimdiki dönem) oluşmuş olmaları nedeniyle bunlara “son teraslar” denilmektedir. Bu terasların bazıları, Pleistosen veya Son olsun, boyut olarak oldukça büyüktür. Altın diyarın her tarafından kurumuş nehir yatakları bulunmaktadır; bazıları çoktan kazınmıştır ancak, çoğuna hala dokunulmamıştır. 
Terasın aranmasından sonra geriye kalan genellikle sadece taş yığınlarıdır. Resimde göreceğiniz üzere, nehir yatağın aranmamış kısmı geride, ağaçların arkasındadır. 


Maden araması yapılan yüksek bir terasta arda kalan genellikle yalnızca yığınlarca daha büyük boyutlu nehir yatağı taşları ve kayalarıdır.

1900’lü yılların başlarından ortalarına kadar yapılan hidrolik maden arama operasyonları, yüksek teraslara yönlendirilmiştir. “Hidrolik maden arama” büyük bir basınç altına alınan büyük bir su kütlesini yatak üzerindeki çakılları aşındırıp, altının hapsolacağı toplama sistemleri içersinden geçirterek yapılmaktaydı. 

Mining History (Maden tarihi)


Hidrolik maden araması. Fotoğraf Siskiyou Kasabası Tarih Müzesi’nden.

Yani, bazı teras çakıllarında arama yapılmıştır ancak, birçoğuna hala dokunulmamıştır. Pleistosen ve Yakın terasların, Üçüncü dönem teraslara kıyasla genel olarak daha az altın bulundurmalarının yanı sıra, bu kanalların aktif zamanlarında sürüklenen çok fazla altın bulunmaktadır hala. Bazı yerlerde oldukça zenginler ve diğerlerine göre daha istikrarlı kazançlar sağlamaktadır. Ayrıca, henüz arama yapılmamış eski bir teras içine sürüklenen tüm altınlar hala günümüze kadar durmaktadır.

SU BASKINI ALTINI

Günümüz çaylarında ve nehirlerinde bulunan altının büyük bir kısmı, fırtınaların ve zamanın aşındırıcı etkileriyle daha yüksek teras depozitlerinden sürüklenmiştir buralara. Altın diyarında bulunan herhangi bir nehirde her zaman akıntı aşağı sürüklenen bir miktar bir altın bulunmaktadır, mikroskopik ölçülerde dahi olsa. 
Altın parçası ne kadar büyük ise onu nehir aşağı sürüklemek için o kadar su gücü gerekir. Bir nehir yatağında bulunan büyük miktarda altını sürüklemek için gerekli su kuvveti genelde nehir yatağını sürüklemeye de yetecek kadardır. Bu durum, altının çeşitli bozukluklar içersine hapsolacağı ana kayaya doğru inmesine izin verir. 
Bazı nehir yatakları çok yüksek miktarda mineral içerikten oluşmaktadır ve uzun süre aynı yerde bulunduktan sonra çok fazla sertleşmektedir. Bazen bir fırtına altını hareket ettirecek çok güç yaratabilir ancak, bu nehir yatağının sadece bir kısmını hareket ettirecektir; bazı bölgelerde alt tabakasının kalmasını sağlayacaktır. Bu durum meydana geldiğinde, su baskını katmanı altında sürüklenen altın, altta yatan ve hareket etmeyen (“sahte ana kaya”) nehir yatağı bozukları tarafından hapsedilebilir. Sabit alt katmanı içersinde bulunan taşlar doğal altın tuzakları görevi görebilir.


Su baskını altınları, su baskını olduğu katmanın içinde ve dibinde duran altındır.

Su baskınlarına neden olan fırtınalar nedeniyle ileri gelen farklı nehir yatağı katmanlarına “su baskını katmanları” denilmektedir. Bir nehir yatağın içersindeki su baskını katmanları, var ise,  nehir yatağı içerisinde bulunan diğer materyaller katmanlarından farklı bir renk, tutarlılık ve sertliğe sahip olmasından dolayı kolayca anlaşılmaktadır. Su baskını katmanı dibinde veya içinde bulunan altına “su baskını altını” denilmektedir. Bazen bu su baskını katmanın altı, bir ana kayaya kıyasla çok daha fazla altın içerebilmektedir. Bir nehir yatağında birden fazla su baskını katmanı olması durumunda, birden fazla su baskını altını da bulunacaktır. Bir altın parçası ne kadar büyükse, bir fırtına esnasında nehirden aşağı sürüklenirken o kadar çabuk materyalin dibine çöker. Daha küçük parçalı altınlar belki de su baskını katmanın dibine doğru hiç çökmez ama materyalin içinde kalır. 
Bu nedenle, alt katında daha büyük parçalı su baskını katmanları bulabilirsiniz veya bütün katman içersinde dağılmış ince parçalar bulabilirsiniz. Aynı zamanda, altında daha büyük parçalar ile birlikte katman içersinde daha ince parçaların dağılmış olduğu bir su baskını katmanına da rastlayabilirsiniz. Her su baskını katmanı küçük ölçekli bir maden arama programını karşılayacak altın içermeyebilir. Ancak, altın diyarında, mikroskopik ölçülerde bile olsa altınlar, her su baskını katmanı altın içeriyor gibi görünmektedir.

ÇAKIL KATMANLARINDAKİ ALTIN ZERRELİ KUM

Altın diyarı içersinden geçen nehir yataklarında bulunan çakıl katmanları, özellikle kıvrımların içlerine doğru olanlar, genelde çok fazla su baskını altını toplamaktadır ve hatta bazen daha küçük ölçekli işlerde bile iyi para kazandırabilir. Çakıl katmanları içersindeki su baskını altını tüm katman arasında düzenli bir şekilde dağılmış durumda olmaktadır. Bazen çakıl katmanın alt tarafı, başındaki kısım kadar zengin olmayabilir ancak oradaki altın ise materyal arasında daha düzenli bir şekilde dağılmış olarak bulunabilir.

SAHTE ANA KAYA

Arada sırada, maden arayan biri, ana kayanın hemen üzerinde bulunan aşırı sert nehir yatağı materyali ortaya çıkarır ve sertliğinden dolayı onu ana kaya zanneder. Böylesi sert katmanlara genellikle “sahte ana kaya” denmektedir. Böylesi bir katman nehir yatağı materyali veya ana kayanın üzerine dökülen ve sertleşen volkanik akışlardan oluşabilmektedir veya gerçek ana kayanın üzerinde zamanla sertmiş mineral depozit türlerinden ileri gelebilmektedir. Sahte bir ana kaya katmanı altında iyi para getiren bir altın depoziti bulunabilmektedir. Ancak, böyle bir depozit olduğunda ona ulaşmak da olukça zor olmaktadır. 
Aslında, numune almak amacıyla, nehir yatağı içerisinde bulunan her farklı fırtına katmanının üstü bir “sahte ana kaya” olarak düşünülmektedir ve üzerine gelecek olan bir su baskını katmanı için altının hapsolabileceği bir yüzey-alanı oluşturabilmektedir.